Dokuzkaya’da doğup, çocukluğunu, gençliğini, yaşam yıllarının bir kısmını bu köyde, bu vadide, bu dağlarda yaşamış bir nesil olarak bizler; Markasor deresindeki suların o melodisini, Bezik ormanların rüzgardan hışırdayan yeşilini, Üskele yaylasının rengarenk güzelliklerini, vadinin doruklarını oluşturan mor dağların heybetini unutmamız mümkün değil. Bu doğal hayat ruhumuzu saran bir sevda gibidir, Bizler bu sevdayı yaşadığımız sürece nereye gidersek gidelim, beraber götürür ve hep içimizde taşırız. Buraların sevdasını, burada doğup büyümeyenlerin, bu yerleri bilmeyenlerin, görmeyenlerin bizi anlamalarını beklemiyoruz. Anlamaları da mümkün değil. Onlara göre, sonuçta bir vadi, bir yayla ya da bir ormandan ibaret. Bizler için ise manevi değeri olan kutsal bir yer.
Ancak hayatın bir gerçeğini de görmemiz gerekir. O da geçmişte burada yaşanmış hayatları, ve o hayatı yaşamış insanları geri getirmek artık mümkün değil..
Köylerinden ayrılmak zorunda bırakılan, bu topraklara hasret giden, dönemeyen, burada doğup, burada büyüyen, insanlarımızın bir kısmı Hakk’a yürüdüler, Babamın yaşamının son anlarındaki son sözleri bizler için anlamlıydı. Son sözleri ”dağlar, yaylalar artık beni çağırıyor” oldu. Bu sözlerden daha anlamlı bir hasret anlatımı olabilir mi? Köyüne ve yaylalara hep gitmek, gezmek ve görmek isterdi. Köylüleriyle görüşmeyi ve onlarla hasbehal etmeyi severdi.Onlardan biri ile konuştuğunda gözleri parlardı.
Bugün yaşayan büyüklerimiz, yaşlı insanlarımız, imkansızlıklar, ilerlemiş yaşları, maddi ve manevi yetersizlikleri nedeniyle, köyde yeni ev yapma ve yeni bir düzen kurma imkanları yok, Köyde çocuk yaşta aileleriyle ayrılanlar ise, köyü ya unutmuşlar, ya da gittikleri yerlerde yeni hayatlar, yeni işler ve sosyal ilişkiler geliştirmişler. Yeni nesil gençlerimiz ise köyü bilmiyor ya da artık hatırlamıyorlar. Sonuçta büyük çoğunluğun köye dönme şansları yok. Geçmiş yıllar hayatlardan, yaşanmışlıklardan ve insanlardan çok şeyleri alıp götürdüğü gerçeği net bir şekilde karşımıza çıkıyor.
Bizim sorunumuz, köyde yeni bir yaşama başlangıç için ne yapılabilir?
Öncelikle zorla göç bir devlet politikası olduğunu unutmayalım. Göç ettirilen, köyleri boşaltılan bu insanların mağduriyetlerinin giderilmesi, zararların maddi ve manevi tanzimlerinin yanında altyapı yükümlüğü olan güvenlik, yol, su, elektrik işinin hal edilmesi yine devlet politikasına bağlı olduğunu düşünüyorum. .
Köyde yeni bir yaşam kurmayı uzun vadeli bir gelecek olarak görmek gerekir. Günümüz dünyasında, sanayileşen ve kentleşen bir Türkiye var. Köyler ister istemez bir müddet sonra, giderek daha fazla önem kazanacak, ilçe ve şehir merkezlerinin sahip olduğu alt yapı imkanlarına sahip olacaklardır. Yani gelecekte köyler gelişmiş ülkelerde olduğu gibi kentlerin birer banliyo ve yerleşim yerleri olacaklardır. Trend yani gidiş bu yöndedir. Köylerden şehirlere değil, şehirlerden köylere doğru göç olacaktır. Bunun nedeni sosyal ve ekonomiktir. Dünyadaki gelişim de bu yöndedir. Bilindiği gibi, yapılan son yasal düzenlemelerle, artık büyükşehir belediye kapsamına köylerde bağlanmıştır. Bunun anlamı belediyeler şehir merkezlerinde, mahallelerde olduğu gibi köylere de hizmet götürecekler demektir. Önümüzdeki yıllar içinde bu uygulama geri kalan tüm belediye ve köyleri de mutlaka kapsayacaktır.
Dünya genelinde gelecekle ilgili meslekler ve iş analizi yapan uzmanlar diyorlar ki, ”önümüzdeki yüzyılda en parlak ve gözde mesleklerin başında, hayvancılık, tarım ve çiftçilik olacağı” yönündedir.. Bu akla çok uygun bir görüş. Nedenine gelince dünya da ve Türkiye’de aşırı bir nüfus artışı, bu nüfus artışına bağlı, konut, işsizlik ve meslek sorunu yanında, bir de beslenme ve gıda sorunları olacaktır. Konut, işsizlik, beslenme ve gıda sorunları her geçen gün katlanarak daha da artacaktır. İster istemez artık köyler de daha fazla sayıda insanlar oturacak ve istihdam edileceklerdir..
Bilindiği üzere küresel finansı elinde tutan tekelci yapı dünya genelinde açlık korkusu yaratarak tarımsal üretimi ve gıda dağıtımını elinde tutuyor. Gıda ürünlerindeki GDO’lu (Genetiği değiştirilmiş organizma) gıda üretimini bir kaç şirketin tekeli altındadır. Bitkilerin doğrudan genleri üzerine genetiği değiştirilmiş gıdalar ilk üretildikleri dönemden bu yana tartışmaların konusu oldu. İnsan ve toplum sağlığı açısında ele alan bilim insanları GDO içeren yiyeceklerin insan sağlığına zararlı olabileceğini savunuyorlar. GDO’lu besinlerin potansiyel zararları bilinmektedir.
Bu gün kentlerde yaşayan ve imkanı olanlar, kent dışındaki yerlerde çiftlik kurarak sadece kendileri için ilaçsız, hormonsuz sebze ve meyva, katkısız süt ürünleri, organik kümes hayvanları, organik beslenen et hayvanları yetiştirmekte ve fazlasını pazara sunmaktalar.
Şunu ifade etmek istiyorum; Artık bu ve benzeri konularda kafa yormalı ve tartışmalıyız. Bu bölgede, bu ilde ve bu köylerde, topraklar da tarım ilaçları kullanılmamış çok bakir. organik hayvancılık ve organik tarım yapmak için bulunmaz değerli yerler. Çok iyi şekilde organize ve teşvik edilirse, rahatlıkla organik tarım, organik hayvancılık, organik besin üretimi yapılabilir. Artık iletişim,yol ve ulaşım çok kolay, dolayısıyla üretenlerin ürün pazarlamaları, para kazanmaları mümkün.
Köye öncelikle gidip gelenler yeni bir Cemevi inşaatının iyi olacağını düşünüyorum. Bu düşünceyi hayata geçirmenin köye yerleşim için bir başlangıç olacağı düşüncesindeyim. Köye gideceklerin, cenazelerinin defin işlemlerinde, dua ve hayır yemeklerinin verilmesinde yer sorununu da çözmüş oluruz. Bu da köye yeniden yerleşim için, bir ön adım ve köyde yazın gidip, arıcılık, hayvancılık benzeri iş yapmak isteyenler için Cemevinin varlığı kısmi de olsa teşvik edici olur..

One Comment

  1. Kaan Arduç

    Merhabalar Adım Kaan, Rahmetli Ferhat Arduç’un oğlu, Rahmetli Metin Arduç’un tek oğluyum. Babam Markasor doğumlu, Dedem de aynı şekilde. Galatasaray Lisesi mezunu, Galatasaray Üniversitesi son sınıf öğrencisiyim. Beni de şehir hayatı çok yoruyor. Renksiz Yarınsız şehirlere mecbur değiliz. Ben Hayatımın çok da uzak olmayan bir döneminde Organik Arıcılık, Tarım, Kuru Domates, Kuru Et, Tavuk üretmek istiyorum. Bu kafa yorulması gereken konulara bir desteğim olursa sunmak istiyorum. Dersim’in güzel köyü markasörde İMC üsülü baz alan bir model kurmak ve bunun bir parçası olmak beni mutlu edecektir. Barışla beraber köyümüzün tekrar yerleşime açılması gündeme gelecektir. Bu konuda üzerime düşen neyse bunu da yapmak istiyorum.

    Sevgiler Kaan Arduç
    Telefon Numaram: +905074993599

    Cevapla

Yorum Yaz

Dokuzkaya Markasor Derneği kamera sistemleri İGG Teknoloji tarafından sağlanmaktadır.