Ey müktedirler!
Ey hükümranlar!
Yedi sülale dedelerimizin, babalarımızın yıllarca yaşadıkları bu topraklar şimdi çorak, sahipsiz ve insansız. Sebepsiz yaşadığımız bunca yıkım, kıyım, sürgün yetmedi mi? Günün dar, kısır siyasetin ruh halinden uzaklaşıp; Acaba bizim için bir parça akli-selim düşünmenin zamanı gelmedi mi? Veya o zaman,ne zaman gelecek bizim için!
Hiç düşünüyormusunuz evren kaç yaşında, ya dünyanın kaç yaşinda olduğunu? Günümüz insanin atası olan ilk maymun adamın, Afrika’da kaç bin yıl önce ayaklarının üstüne kalktığını anı hiç düşündünüz mü? Düşündüğünüzü hiç sanmıyorum. İnsanlığın kaç binlerce yıl içinde evre evre nasıl gelişti diye kafa yordunuz mu? Şu çok kısa insanlık tarihinde kaç yüz medeniyet, devlet, iktidar gelip geçti. Tarihte kaç hükümran geldi, kaç hükümran geçti.
Tarihe birde dürbünün ters mercekleriyle bakın, Zamanın kum saatini bir anlık ters çevirip bakın. Hepimiz aynı Adem’in, aynı Havva’nın çocukları değil miyiz? Aynı Allah’a, aynı peygambere, aynı kutsal kitaba inanıyoruz. Bin yıl önce atalarımız, atalarınızla Moğol zulmünden kaçarak Asya steplerinden bu topraklara göç ederek gelip sığınmadılar mı. Burayı birlikte yurt edinmedik mi? O kadar çok ortak değerlerimiz, ortak paydalarımız ve ortak inançlarımız var ki!
Ey müktedirler,
Ey iktidar sahipleri insanlık adına da olsa azıcık duyarlılık, bir parça empati ve bize de kulak verin! İktidarın o körleştirici etkisindeki gözlerinizi şöyle bir açın ve bizi de görün, bizi duyun, çığlığımızı işitin.
Yapılan onca zülum yetmedi mi? Binlerce yılda kurulan bütün yapıların, düzenlerin, insanların nasıl eskiyip yok olup gittiklerini görmüyor musunuz.. Ey müktedirler şunu unutmayın insanlık tarihinde sonsuzluk yoktur.
Genelde bölge, özelde köyümüz tarihinin en unutulmaz, en etkileyici ve en kötü zamanlarının ikinci kez ikinci tertelesini yaşadı ve yaşıyor, birincisi 37-38 Dersim tertelesinin şiddet dolu anıları belleklerimizde silinmedi. İnsafsız bir güçün, böylesi bir vahşetin sesini duymamak, görmemek, görmezlikten gelmek için insanın vicdanını hadım etmesi gerekir. Ancak hadım edilmiş bir vicdan bu insanların çığlığına, bu inleyen sese kulaklarını kapar, yaşanan vahşeti görmezden gelir.

Bir tavşan ürkekliği ile köylerini gizli gizli görmeye giden, yıkılmış evlerinin taşlarına oturup ağlayan, mezarlıklarında fatiha okuyan, Hızır gölünde mum yakan, Allaha yakaran göğe doğru uzanan avuçlarını açan Markasor’luları ey müktedirler, ey hükümranlar ne zaman göreceksiniz? ne zaman duyacaksınız?

Yorum Yaz

Dokuzkaya Markasor Derneği kamera sistemleri İGG Teknoloji tarafından sağlanmaktadır.